NEDEN KUR’AN EZBERLEYELİM 1

NEDEN KUR’AN EZBERLEYELİM 1

“Bilin ki, Allah'ı anmakla kalpler güvene kavuşur” (Rad suresi 28).

NEDEN KUR’AN EZBERLEYELİM 1

 

Kur’an’la sevgili olmak her Müslümanın zaruri ihtiyaçlarındandır. Kur’an insanların hidayete ve doğru yola ulaşmalarına kefil olur ve beşerin tüm isteklerine ve sorularına cevap verir.

Kur’an en iyi öğüttür: “…Bu, bir öğüt ve apaçık Kur’an’dan başka bir şey değildir.” (Yasin 69); ve insan eğer Kur’an’la olur ve daima anarsa huzur ve güvende olur. “Bilin ki, Allah'ı anmakla kalpler güvene kavuşur” (Rad suresi 28). Kur’an Istıraplı ve tedirgin olduğun zamanlarda yöneleceğin, sorunlarını gidereceğin, sorularının cevabını alabileceğin ve bu saf, temiz kaynaktan susuzluğunu gidereceğin bir dayanaktır. Lakin Kur’an’ın ünsiyeti bir kerede kazanılmıyor, sevgi bir anda doğmuyor. Onu kazanabilmek için bir takım ön çalışmalara ve fırsatlara ihtiyaç var. Çeşitli yolları aşmak lazım ta ki Kur’an halvet ve yalnızlıklarımızın arkadaşı ve rahat günlerin hem sohbeti olsun.

Kur’an tilaveti onunla yoldaş ve sevgili olmak için gidilen ilk yoldur. İnsan devamlı okumakla onu kazanabilir, kalbin hüznünü giderebilir ve iç huzuru bulabilir. Devamlı okumakla Kur’an’ın ahengi ve manevi melodisiyle mutlu olabilir insan. Ancak hafızı, çıktığı bu yoldan caydırmak onu aldığı karardan vaz geçirmek için bir takım illet ve amiller beklemektedir. İşin zorluğu, etrafında bulunan başka cazibeler, vesveseler ve etrafındaki insanların görüşleri onda şüphe oluşturması, yaptığı işin zorunluluğu ve önemi konusunda zihninde oluşacak sorular bu illetlerden bir kaçıdır.

Kur’an eğitimi alan bu öğrencilerin zihninde oluşmuş, ezberin önemi, gerekliliği ve İslam da ve imamların nezdinde yeri hakkındaki soruların, kısacası neden Kur’an ezberleyelim sorusunun cevabı bu yolda ilerleyen öğrenciye en büyük Kolaylık olacaktır. Ve burada yenilik ve güncelliğe ihtiyaç vardır. Gerçi birçok tefsirlerde ve hadis kaynaklarında bu konuya dair geniş bilgi bulunmaktadır ancak yeni neslin bu kaynaklardan, hadis ve rivayetlerden bihaber olması hallolmaz derin şüpheleri meydana getirmiştir.

Şunu da belirtmekte yarar vardır ki; ilk İslam tarihinde Kur’an’ı hıfz etmenin felsefesi o zamanlarda baskı teçhizatının bulunmaması ve bu yolla tahrifin önünün alınması o zamanın gerekliliğinden idi ancak teknolojinin sunmuş olduğu imkanlarla bu artık daha kolay bir hal aldı, o zaman ezberlemeye daha ne gerek kaldı ki? Yahut Kur’an ezberinden sonra unutma ihtimali söz konu olduğundan ve bu konuda da Ehli-Beyit tarafından kınandığı söz konusu olduğundan, madem ki unutacaksın neden ezberleyesin ki? Veya Kur’an’ı ezberlemeye uzun vakit vereceğine onu anlamaya, içeriğini araştırmaya ve amel etmeye neden vakit vermiyorsun? Gibi sorular, hafızlık yapacak kişiye yönetilen ve bu karardan caydırmak için şüphe uyandırmaya çalışılan bir nevi toplumsal baskılardır. Bizde bu sorulara cevap vererek, bu amil ve illetleri ortadan kaldırmak için gerekli kaynakları araştırıp siz okurlara sunduk ta ki Hakkın yardımıyla bu tür huzuru bozan rahatsızlıklardan kurtulalım.

Konunun tahkiki için gerekli kaynaklar

Kur’an ezberlemenin İslam’da ki yeri konusunu birkaç makalede ele alacağız bu konu için de gerekli araştırmaları aşağıdaki kaynaklardan yapıp sizlere sunacağız.

1.      Sünnet: Sünnet yani peygamber efendimizin ve masum imamlarımızın kavli, ameli veya teyit ettikleridir. Bilindik üzere Resulü Ekrem efendimiz ve Masum imamlarımız tarafından bir hüküm beyan edilmişse veya dini bir vazifeye nasıl amel ettiğine dair bir bilgi varsa fakih (müçtehit) ona isnat eder. Sünnet mutlaka muvassak (güçlü) ve muteber (itibarlı) bir yolla ulaşmalıdır. Peygamber efendimiz ve imamlarımızdan bizlere ulaşan hadisler özel mecmualarda toparlanmıştır ve konumuza dair hadislerden bazılarını kaynaklarıyla beraber ele alacağız.
 

2.      Alimler ve büyüklerin düşüncesinde Kur’an ezberi: Kur’an’ın hakiki müfessirleri masum imamlarımızdır. (Selamullah aleyhim ecmain). Ancak elimizin onlara ulaşamadığı şu Ğıybet döneminde onların genel naibi olan din alimlerimiz de müfessir hesap olunurlar. Din alimlerimiz Kur’an ve sünnette yaptıkları gerekli araştırmalarla ilahi hükümleri umuma sunarlar. Bu makalede kişisel görüşlerimizi bir kenara bırakıp bu konuda emek sarf etmiş değerli büyük alimlerimizin görüşlerinde de yararlanacağız.

İlk Kur’an hafızı

Peygamber (s.a.a) Allah’ın (cc) ayetlerini Müslümanlara ulaştırmakla görevliydi ve bu önemi yerine getirmek için ayetleri ezberlemek ve unutmamakla emr olunmuştu.

Peygamber efendimiz hafızların efendisi ve ilkiydi. Kur’an’ı kalbinde taşıyandı ve ezberlenmesi için daima teşvikte bulunurdu. Ne zaman bir ayet nazil olsa onu ezberinde tutardı. İslam’a giren yeni kişileri ashaba gönderir ve Kur’an öğrenmesini emir ederdi. Efendimiz Kur’an tilavetini ve ezberini yaygınlaştırmak için farklı üslup ve yöntemleri kullanıyordu, öyle ki Resulullah’ın camisi Kur’an tilaveti merkezine dönüşmüş ve her yerden Kur’an karilerinin sesi yükselmekteydi.

Peygamber dönemi İslam’da hafızlar

Peygamber efendimizin döneminde Kur’an hafızlığı o kadar önemliydi ki hatta hafız olan köle ve hizmetliler dahi hafız olmayan normal halktan üstün sayılıyordu. Müslümanlar Kur’an ezberlemeye çok fazla önem gösteriyordu. Öyle ki şahsiyetler o asırda kuran ayetinin ne kadarını ezber oluşuyla ön planda tutuluyor ve tanınıyordu. (Numune tefsiri, 11,17) Müslümanlar Medine’ye hicret ettiklerinde Ebu Huzeyfe’nin hizmetlisi Salim; kıraat kuralına herkesten daha vakıf ve hafız olması sebebiyle cemaat namazlarında imamlık yapıyordu. (Kur’an hafızları sözlüğü tarihi ibretler 257,1-  معجم حفاظ القرآن عبر التاريخ)

Kur’an’ı kerim, barındırmış olduğu kültürün esası açısından kendi hafızlarına sosyal ve içtimai alanda da özel bir itibar bahşetmekteydi ki bu, asrımızın din alimlerine verilen değere ve itibara benzemektedir. Toplumdaki bu özel konum ve itibar her asırda ilim tahsil etmenin en önemli amillerindendir. Nihayetinde hafızlığa yönelmenin en önemli ve etkili etkeni Kur’an’ı kerimdir. (Ulumu Kur’an,110)

 Elbette Kur’an karileri ve hafızlarının makamı, tarih bilgisi olanların gözünden kaçmaz. Bu makamın önemindendir ki peygamber efendimizin dönemindeki hafızların isimlerini tarih kitapları tek tek not etmiştir ve bu isimlerin üzerinde muttakilerin Mevla’sı Ali (a.s)’in adı ilk sırada yer almaktadır.

Birçok görevlendirmelerin başında komutanlık ve cemaat imamlığı gibi konumlarda asıl ölçü hafızlık ve Kur’an kıraatindeki düzgünlük esas alınıyordu ki tarih bunun örnekleriyle doludur.

Şöyle rivayet edilmiştir: Resulü Ekrem (s.a.a) bir gurubu bir yere gönderdi. Sonra kendisi ardından gidip tek tek onlardan Kur’an’ın ne kadarını ve hangi sureleri ezber olduklarını sordu? Ta ki sıra gruptan genç olana geldi, yaşı hepsinden küçüktü. O genç cevap olarak Kur’an’ın bir kısmını ve bakara suresini ezber olduğunu söyledi. Efendimiz buyurdu: şimdi yolunuza devam edebilirsiniz ve bu genç de sizin öncünüz olacak. Ya Resulullah o hepimizden küçüktür dediler. Efendimiz buyurdu: evet ama o bakara suresini de ezber biliyor. (Mecmaul beyan tercümesi,55,1)

Peygamber efendimiz (s.a.a) bir heyeti Yemen’e gönderdi ve içlerinden en gencini de onlara başkan ve müdür tayin etti. Birkaç gün geçti ve o heyet henüz yola koyulmamıştı. Aralarından biri Efendimizin yanına geldi ve arz etti Ey Allah’ın resulü! Aramızdaki en genci bize başkan kıldın?  Efendimiz bu seçimin nedenini o kişinin Kur’an karisi olduğunu beyan etti. (Mizan-ul Hikme,2524,3) Aynı şekilde Uhut savaşının şehitlerinin defin merasiminde buyurdular: bakınız aralarında hafız olan veya daha çok ezberi olanlar varsa defin işlerinde onlara öncülük sağlayın. (Mizan-ul Hikme,2523,3)

Kur’an hafızlığı İslam’ın il yıllarında, sahabeler ve tabiin döneminde müstehap bir amel oluşundan, peygamber efendimiz ve masum imamlarınız tarafından da önemle tekitte bulunulduğundan dolayı Müslümanlar arasında çok has bir yeri vardı ve eğer herhangi birinin Kur’an’dan ezberi yoksa ayıplanıyor ve yadırganıyordu.

Ğıybet zamanında hafızlık (İmam Mehdi (a.c) gözlerden kaybolmasından günümüze)

Kur’an hafızlığı peygamber efendimizin zamanından buyana onun emir ve tekidi üzere ki hafızlık hakkında birçok hadis ve rivayetler de mevcuttur tüm asırlarda bir sünnet ve ibadet olarak devam etmiştir. Kur’an kitap haline getirilip basıldığı ve her yere dağıtıldığı ve hatta matbaa sanatının geliştiği dönemde ve en çok basılan nüsha haline geldiği halde bu büyük sünnet ve gelenek kendi yerini korumuş, devam etmiş ve etmektedir. Öyle ki her şehirde, ülkede ve toplumda hafızlar topluluğu kendi varlığını göstermiş ve hissettirmiştir.

Dünyada ün yapmış Ebu Ali Sina, Seyyid bin Tavus ve Şehidi Sani gibi şahsiyetler de çocuk yaşta Kur’an hafızı olmuş ve ilim yolculuğuna Kur’an ile başlamış, bu ilahi yolda tekâmüle ermişlerdir. Fakat Müslümanlar arasında hafızlığın amel noktasında etkisinin yüksek olmasına rağmen, zamanın ilerlemesi, imamlarımızın ve onun ashaplarının vefatı ve camiamızın karşılaştığı sorun ve buhranlar, fitne ve fesatlar hafızlığa olan ilgiyi biraz azaltmıştır.

Eski eğitim merkezlerimiz ve mektep hanelerimiz eğitim sürecine Kur’an talimi ve öğrenimiyle başlaması ve bu süreçte ayet ve sure ezberletilmesi katılımcının hafızlığa yönelmesinde etkili oluyordu.

Günümüzde de birçok İslam ülkelerinde hafızlık, temel bir kültür haline gelmiştir. Sudan bunun en bariz örneğidir diyebiliriz. Sudan halkının yüzde 70’i Kur’an’ın tamamını veya büyük bir kısmını ezberdir.

Hafızlığa bu denli ilginin sebep ve amilini şöyle sıralaya biliriz:

1.      Kur’an’ı Kerim Müslüman inancının temel kültürü ve mihenk taşıdır. Kur’an’ın tahrif olmaması ve unutulmaması için peygamber efendimiz de ezber meselesinin üzerinde çok durmuştur.  Ayrıca düşünce ve kültür hattının sağlıklı kalması ve Kur’an’da geçen şeri hükümlerin öğrenilmesi için hafızlığa teşvik etmiştir.

 

2.      Peygamber efendimizin öncülüğü, Müslümanları hafızlığa teşviki ve Müslümanların peygamber efendimize olan aşırı sevgi ve bağlılığı, onları daha fazla hafızlığa ilgi duymalarına neden oluyordu. Peygamber efendimizin hayat tarzı ve seyri suluk-u Müslümanların efendimizden tebaiyet etmesini artırıyordu. Bir öncüye taraftarlık yapanlar o rehberin kendilerinden razı olması için elinden geleni yapması doğaldır ki Müslümanlar da Allah’ın ve resulünün rızası için elinden geleni yapmaktadırlar.
 

3.      Kur’an okumanın ve hafızlığın sevabının çok oluşu Müslümanları daha fazla sevap işlemesi ve bu yönde hareket etmesi de etkili amillerdendir.

 

4.      Bir diğer etken ve amil de Ehli-Beyt (a.s) bizler için hüccet olan sözleri ve amelidir. Bu hususta; hafızlığın önemi, faziletine dair onlarca hadis ve rivayet bulunmaktadır.

 

5.      İslam öncesi Araplar belagate ve ezbere çok önem veriyordu. Bundan dolayı bir çok şiirleri ve hutbeleri Balgat’ından dolayı ezberliyorlardı. Kur’an’ın belagati tüm orada bulunan inanan ve inanmayan herkesi cezp etmişti bu sebepten dolayı Kur’an’ı ezberliyorlardı. İnananlar inançlarından ve amel etmelerinden dolayı, inanmayanlar ise düşmanlıklarından ve ayetlerin benzerini getirmeye çalıştıklarından dolayı ezberliyordu.
 

6.      Müslümanlar Kur’an’dan daha iyi yararlanmak için onu ezberlemeleri gerektiğini düşünüyordu. Bu yüzden eski alimler havza ve medreselerde Kur’an’ın bir kısmını ezberlemeyi şart koşuyordu.

Beyan edilen bu amillerin Müslüman hayatında önemli rolü olmuştur. İslam tarihi de hafızlığın, hafızların ve Kur’an karilerinin toplumdaki yerini ve önemini tarih boyunca gözler önüne sergilemiştir.

 

YAZAN: SEYYİD MUSTAFA HÜSEYNİ

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                       TERCÜME: KUR’AN NESLİ DER