Kur'an-ı Kerim Tarihi

Kur'an-ı Kerim Tarihi

Tarih Kavramı ve Kur'an-ı Kerim Tarihi

“TARİH” KAVRAMI VE KUR’AN TARİHİ KİTAPLARI

Kitabımızın (Kur’an-ı Kerim Tarihi) konusuyla daha iyi aşina olabilmek için (Kur’an Tarihi) hakkında kısa bir bilgi vermek uygun olacaktır. Batı dillerinde (History) kelimesini değişik şekillerle (Tarih) için kullanırlar. Geçmişteki olayların nakledilmesi manasına gelmektedir. Başka bir tabirle ‘öğrenilmesine değecek her şeyin araştırılması’.[1] Yeni dönemde Müslümanlar (History) kelimesi yerine tarihin doğruluğunu nazara aldılar. Ama bunun kökü ve dakik manaları üzerine ortak bir görüş yoktur.

Bazıları ‘Tarih’i “vakit ve zamandan bilgi sahibi olmak” olarak zikretimişlerdir.[2]

Bazıları ise şöyle söylemişlerdir: “Lügatta tarih, zamanın geçmiş ve gelecek olarak tanıtılmasıdır. Ama halk dilinde, gelecek ya da mutlak zaman ona nispet verilsin diye, zamanın tayin edilmesidir. Geçmiş zaman olsun ya da gelecek.

Tarih ilmi ise, ümmetlerin durumları, şehirleri, adetler ve kültürleri, sanatlarının tanınması, fertlerin soylarının ve vefatlarının bilinmesidir.[3]

Bu kelime, değişik dillerde değişik manalarda kullanılmaktadır. Kur’an ve hadislerde ‘tarih’ kelimesi kullanılmamıştır. Bu kelime ilk olarak 2. yüzyılda kullanılmıştır ve 3. yüzyıldan itibaren yaygınlaşmıştır. Kökü hakkında lügat bilimcilerin görüş farklılıkları vardır. Bazıları bu kelimenin Arapça ya da Farsça da bir kökünün olmadığını ve kitap ehlinden geçtiğini söylemişlerdir.

Bazılardı da aslının Farsça ‘mah-ruz’ kelimeleri olduğu ve Arapçalaşıp ‘muvarrih’ olduğunu söylemişlerdir. Bazıları da 'tarih' kelimesinin Yemen'deki Sami'den '' köklerinden türemiş olmasıdır. Çünkü 'وَرَخ' kelimesi ki çoğulu 'اَورَخَم'dir Arabistan'ın güneyinde İslam öncesine ait taş yazılarında görülmekte ve 'kameri ay' manasında kullanılmıştır.[4]

Tarihin Deyimsel Manası

Bazı düşünürler 'tarih'in tanımlamasının  kolay ve imkansız olduğu kanaatindedirler. Çünkü bu kadar çabaya rağmen tarihin tanımlanmasında ortak bir görüşe ulaşamamışlardır. Tarihin 'konu' ve 'bölgesi' üzerindeki görüş farklılıkları da çok ciddi boyuttadır.

Bu dalın ileri gelenlerinin ve görüş sahiplerinin yanında meşhur olan tarih için iki mana ve açıklamanın olmasıdır. Tarih kelimesi iki manaya götüren ortak bir kelimedir ve ileride özet olarak işlenecektir.

a: Olaylara göre tarih

Tarih birinci manada geçmişteki olaylar ve yaşananlar manasındadır. Tarihin bu manasına göre tarih sadece geçmişte olan olaylara bakmaktadır.[5]

b: Olayların sunumu ilmine göre tarih

Tarihin ikinci manası tarih ilmine bakışıdır. Onun vazifesi geçmişte vuku bulan olayları beyan etmektir. Bu ilimde geçmişteki silsilelerin başına gelenler, yaşantıları, devletler, kavimler, uygarlıklar ve kültürler üzerine konuşmaktadır.[6]

c: Bu iki mananın bir biriyle nisbeti

Maykıl İstenford tarihin manasının iki çeşit olmasını şu şekilde açıklamaktadır:

'Başta şu noktayı belirtmek gerekir ki tarih bir şey değildir, tarih çok şeydir. Tarih olmuş bir olaydan ve ondan zihinde oluşturduğumuz görüntüden ibarettir. Tarih öncelikle bizim inanmak istediğimiz şeydir ki görülebilir olaylar ve konumlar mecmuası olsun. Ya da belli zaman ve mekanda bulunmuş olan teşhis edilebilecek ve tanınabilecek şahıslar olsun. İkinci tarih ise o olayların toplanması, öğrenilmesi, hatırlanması, yeniden yaratılması, yeniden anlaşılması ve sonuçta o olayların şimdiki zamanda oluşan olaylara bakışımız üzerine etkisini bırakmasıdır.[7]

Başka bir tabirle 'tıb' ilmin adıdır, konusu insanın bedeni ve insan bedeninin hastalıklarıdır. Buna göre bu ilmin bedenin hastalıkları adı altında bir kelimesi vardır ve ilmin kendisinin de başka bir kelimesi vardır ve o da 'tıb'dır. Ama tarihte ii mefhum yani tarihin konusu ve tarih ilmi tek kelimede yani 'tarih'te toplanmıştır.[8]

Her halukarda tarih deyimsel olarak geçmişte olmuş ve ya gelecekte olacak olan olayları tanımak ve belirlemektir.

Kur'an Tarihi'nin Tanımı

'Kur'an Tarihi' deyimi yeni bir deyimdir ve eski Kur'an ilimleri kitaplarında görülmemektedir. Ama bu deyimi eskilerin Kur'an'ı tanıma manasında kullandıkları söylenmektedir. Elbette bu konuyu ele almış olan, ama Kur'an tarihi adı altında yazılmamış ve Kur'an tarihinden bahsedilmemiş çok faydalı ve değerli kitaplar vardır.[9]

'Kur'an Tarihi', Kur'an'ın nüzulu, Kur'an'ın Resulullah (s.a.a) zamanında ve sonrasında toplanması, resmi hat ve hattın gelişim basamakları, kıraat ilmi ve etrafında olan konuları ele alan bir ilimdir. Bizi Kur'an'ın tarihi meseleleriyle aşina ettiğinden dolayı da 'Kur'an Tarihi' deyimini almıştır.

Zikredilmesi gereken önemli bir konu şudur ki bu ilim eski zamanlarda Kur'an ilimlerinin bir bölümü yani sadece Kur'an konusunda araştırma yapmak manasına gelmekteydi. Ama şimdiki asırda araştırmacılar ve özellikle Müslümanlar tarafından 'Kur'an Tarihi', Kur'an ilimlerinden ayrı bir ilim dalı olarak yaygınlaşmıştır. Şii ve Ehlisünnet alimleri ilahi kitap hakkında araştırma yapmak isteyiyle bu konuda onlarca kitap yazdılar. Buna göre Kur'an tarihi, Kur'an'ın nuzulundan şimdiki zamana kadar olan 1400 yılda toplanması, yazılması, kitap haline getirilip basılmasını kapsayan bir ilim dalıdır.

Rahmetli 'Mahmut Ramyar'ın 'Neden Kur'an Tarihi' adıl eserinde şöyle bir görüşü vardır: "Bu kelam celal ve izzet noktasından çıkıp, Resulullah'ın (s.a.a) pak kalbine inip ve onun mübarek dilinden dünya halkına iblağ edildiği andan itibaren dünya halkı bu kelamla ne yapmışlardır? Acaba havada oluşup kayboldu mu? yoksa mümin halkın kalbine yerleşti ve tarih boyunca yüce bir konuma mı geldi? Acaba dünya insanları, bu kelam ile yaşadılar, ona yürek bağlayıp onu tatlı can gibi aziz saydılar mı? Yaşamlarını ona göre uyarladılar mı? Bu doğaldır ki bu kelam dünya halkının yaşamının hayat mayası oldu mu belli bir geçmişi olur. Geride bırakmış olduğu geçmişi ve tarihi vardır. Bu geçmiş ve tarih Levh-i Mahfuz'dan vahiy meleği Cebrail vasıtasıyla Peygamber'e (s.a.a) nazil olmuştur. Nuzul anından ve öncesinden başlayan ve elimizde ve önümüzde durmakta olduğu bu güne kadar süren bir tarih. Tarih nedir? Geçmişi tekrar söylemek değil midir? Bu da bu mukaddes kitabın tarihidir... Her halukarda 'Kur'an Tarihi' 'Kur'an İlimleri'nin biir dalıdır.[10]

KUR'AN TARİHİNİN ÖNEM VE TARİHİ

'Kur'an Tarihi' deyimi son iki yüzyılda kullanılan bir deyimdir. Daha öncesinde Kur'an tarihi Kur'an ilimleri içerisinde dağınık bir şekilde işlenmekteydi. Hatta Kur'an tefsirine bile Kur'an ilmi olarak bakılmaktaydı. Bundan dolayı da Şeyh Tusi (r.a) kendi tefsirini 'Et-Tibyan li Ulum'il Kur'an' diye adlandırmıştır. Aynı şekilde Allame Tabersi Mazenderani (r.a) kendi tefsirini 'Mecme'ul Beyan Fi Ulum'il Kur'an' adıyla adlandırmıştır ve önsözünde bazı Kur'an ilimleri konularını işlemiştir. Dokuzuncu ve onuncu yüzyıla kadar Zerkeşi, Suyuti ve bazı alimler bütün bu konuları birlikte zikretmişlerdir.

Kur'an tarihi konusunda şunu da hatırlatmak gereklidir ki bu konuya ait konular Ehlisünnet ve Şia tefsir ve hadis kaynaklarında zikredilmesine rağmen, böyle bir deyimi Kur'an'ın tarihi konusunda ilk kullananlar batılılar olmuştur. Bu konuda ilk kitap Alman araştırmacı yazar Theodor Nöldeke'in (1836-1930) yazmış olduğu 'Kur'an Tarihi' kitabıdır.[11]

Yavaş yavaş, Kur'an Tarihi deyimi Müslümanlar içinde yaygınlaştı. Şia alimleri içerisinde bu konu hakkında ilk kitap Ebu Abdullah Zencani tarafından yazılan 'Tarih'ul Kur'an' kitabıdır ve bu  kitapta Kur'an tarihine özet olarak ama dakik bir şekilde deyinmiştir. Daha sonraları da bu konuda bir çok kitap yazıldı ve biz bunlardan bazılarına 'Kitapları Tanıma' bölümünde bakacağız.

Kur'an, en önemli ve en güzel ilahi kitap olduğundan dolayı, onun tarihiyle aşina olmak çok özel bir öneme haizdir ve insanın bu ilahi kitap hakkında araştırma yapma isteyini artırmaktadır. Ayrıyeten Kur'an'ı daha iyi anlayabilmek için bazı bilgilere özellikle ihtiyaç vardır. Sure ve ayetlerin Mekki ve Medeni olduklarını bilmek gibi bazı meselelere müfessirin özellikle ihtiyacı vardır ve eskiden beri bu konulara özel önem verilmiştir. Örnek olarak 'Dehr' suresinin nüzul sebebine bakabiliriz. Şia müfessirler onun hakkında şöyle derler: 'Bu sure, Hz. Ali, Fatima, Hasan ve Hüseyin (a.s) hakkında nazil olmuştur.' Bu görüşün doğruluğu ayetlerin Medine'de nazil olmuş olmasına bağlıdır ve eğer Mekke'de nazil olmuş olurlarsa bu fazilet Ehlibeyt (a.s) hakkında ispat edilemez. Surelerin Mekki ya da Medeni olmaları 'Kur'an Tarihi' konusunda araştırılır ve ispat edilir.



[1] Toplumsal ilimler sözlüğü Alen Peiro

[2] Lisan’ul Arab (İbn-i Manzur) (ارخ) kelimesi.

[3] Dairet’ul Maarif C6 S9

[4] Danişname-i Cihan-ı İslam C6

[5] ontology

[6] epistemological

[7] مایکل استفورد در آمدی بر فلسفه تاریخ ص 421

[8] Ali Şeriati - İnsan Mecmua-i Asar C 24 S250

[9] Muhammed Hadi Marifet, Kur'an Tarihi S458

[10] Mahmud Ramyar, Kur'an Tarihi, Önsöz.

[11] Pejuheş-i der Tarih-i Kuran-ı Kerim, Seyit Muhammed Bakır Hucceti Baboli S127