Hz. Muhammed'in (s.a.a) Çocukluğu ve Sütannesi

Hz. Muhammed'in (s.a.a) Çocukluğu ve Sütannesi

Hz. Muhammed'in (s.a.a) Çocukluğu ve Sütannesi

HZ. MUHAMMED’İN (S.A.A) ÇOCUKLUĞU VE SÜTANNESİ

Hz. Muhammed’in (s.a.a) dünyaya geldiği dönemlerde Araplar çocuklarını temiz havada büyüsünler ve saf Arap lehçesini kazansınlar diye şehrin etrafındaki kabilelerden olan sütannelere verirlerdi.

Hz. Muhammed’in (s.a.a) annesi Amine’nin sütü olmadığından dolayı, dedesi Abdulmuttalib iyi bir kabileden, oğlunun hatırası olan torunu Resulullah (s.a.a) için sütanne bulmaya karar verdi.

Arap kadınlar Mekke şehrine inmişlerdi. İçlerinde Beni Sad kabilesinden Halime’de vardır. Halime’nin bir göğsünde süt vardı ve diğeri kurumuştu. Ümitsiz bir şekilde kendisine de bir çocuğun verilmesini bekledi. Hz. Muhammed (s.a.a) gelen kadınlardan hiç birisinin sütünü emmedi. Ama Halime’ye gelince o süt vermeyen sinesinden süt içmeye başladı. Halime’nin sinesine bereket gelmişti.

Hz. Muhammed’i (s.a.a) aldılar ve kabilelerine doğru hareket ettiler. İlk başlarda Hz. Muhammed’in (s.a.a) bereketini görmeye başladılar. Mekke’ye gelirken çok yavaş hareket eden ve hep arkada kaldıkları yaşlı develeri şimdi herkesten önde hareket etmekteydi.

Halime, Hz. Muhammed’i (s.a.a) kabilesine götürdü. Kabilesi o dönemde kuraklık ve kıtlık içerisindeydi. Hz. Muhammed (s.a.a) Halime’nin evine geldikten sonra o eve ve kabileye bereket geldi. Kırlar yeşillendi, bolluk geldi.

Halime, Hz. Muhammed’in (s.a.a) diğer çocuklara nispeten daha çabuk büyüdüğünü ve daha fasih ve güzel konuştuğunu gördü. Hz. Muhammed (s.a.a) beş yıl sütannesi Halime’nin yanında kaldı ve sonrasında annesi Amine’nin yanında geldi.

Hz. Muhammed (s.a.a) altı yaşındayken annesi Amine, kocası Abdullah’ın mezarını ve akrabalarını ziyaret etmek için Mekke’den Medine’ye gitti. Akraba ziyaretini ve kocasının mezarını ziyaret ettikten sonra dönerken “Ebva” denilen bir yerde vefat etti ve oraya gömüldü.

Hz. Muhammed (s.a.a) anne şefkatine en fazla ihtiyaç duyduğu bir dönemde annesini kaybetti. Şimdi dedesi Abdulmuttalib, anne ve babasını kaybetmiş olan Hz. Muhammed’e (s.a.a) hem annelik yapmaktaydı ve hem babalık.

Hz. Muhammed (s.a.a) çocukluğunda da güzel ahlakın en üst derecesine sahipti. Yüce Allah onun için bir melek görevlendirmişti ve o melek hep Peygamber’in (s.a.a) yanındaydı. Onu korurdu ve güzel ahlakı ona öğretirdi.

Hz. Muhammed’in (s.a.a) amcası Ebutalib şöyle der: ‘Ben Muhammed’den (s.a.a) hiçbir zaman yalan, yakışıksız hareket ve cahilce bir iş görmedim. Yersiz gülmez, yersiz konuşmazdı ve genelde yalnızdı.’

Yahudiler, kendi kitaplarından okumuşlar ve âlimlerinden duymuşlardı ki son Peygamber Mekke ve Medine’den gelecektir. Hz. Muhammed’de (s.a.a) bahsedilen işaretleri görünce Peygamber olduğunu bildiler ve denemek istediler. Kitaplarında yazmıştı ki Peygamber haram ve şüpheli yemek yemez. Hz. Muhammed’i (s.a.a) denemek istediler. Bir tane tavuğu çaldılar ve Hz. Ebutalib’e gönderdiler. Bilmediklerinden dolayı oradaki herkes o yemekten yedi ama Hz. Muhammed (s.a.a) yemedi. Nedenini sorduklarında ‘Ben o yemeği yemem çünkü haramdır. Allah beni haramdan korumaktadır’ dedi. Yahudiler bu kez bir tavuğu borç aldılar ve dediler ki parasını sonra vereceğiz. Bu tavuğu da gönderdiler. Herkes yedi ve Hz. Muhammed (s.a.a) tekrar yemedi. Nedenini sorduklarında dedi: ‘Bu yemek şüpheli bir yemektir.’ Yahudiler bu olayı gördüklerinde şöyle dediler: ‘Bu çocuğun çok yüce bir makam ve derecesi vardır.’