Hz. Fatıma'nın (s.a) Hayatı

Hz. Fatıma'nın (s.a) Hayatı

Hz. Fatıma'nın (s.a) mübarek doğumu, evliliği, şahadeti ve hakkındaki hadisler...

Fatıma'tuz Zehra (s.a), Allah Resulü'nün (s.a.a)  eşsiz hatırası, öylesine üstün insan ki onun razı olduğuna Allah da razı olur ve onun gazab ettiğine Allah da gazab eder. O cennet kadınlarının efendisi, Ali'nin eşi ve Hasan ile Hüseyin'in cennet gençlerinin efendilerinin annesidir ve Fatıma,Resulullah ve Hz. Ali'den sonra yaratılmışlar içinde en üstün insandır.



Hz. Zehra'nın(s.a) Doğumu


Hamilelik günleri tamamlandı, doğum zamanı iyice yaklaştı. Hatice karnındaki bebekle arkadaşlık kuruyor ve onun doğacak olmasından dolayı derin bir sevinç yaşıyordu. Doğum vakti gelince, böyle durumlarda kadınların yapacakları işleri yapmak üzere gelmeleri için Kureyş kadınlarına ve Haşimoğulları kadınlarına haber gönderdi. Kadınlar ona şu haberi ilettiler:


"Bize isyan ettin. Sözümüzü dinlemedin. Ebu Talib'in yetimi, hiçbir malı olmayan bir yoksulla, Muhammed'le evlendin. Biz gelmeyeceğiz ve yükünü hafifletmek için hiçbir şey yapmayacağız."


Hatice buna çok üzüldü. O, bu şekilde derin üzüntüler içindeyken, dört tane uzun boylu kadın yanına geldi. Haşimoğulları kadınlarına benziyorlardı. Hatice, onlardan korktu. Onlardan biri şöyle dedi:


"Ey Hatice! Üzülme. Biz Rabbin tarafından sana gönderilmiş elçileriz. Biz senin kardeşleriniz. Ben, Sara, bu da Mezahim kızı Asiye'dir. O senin cennetteki arkadaşındır. Bu da İmran kızı Meryem'dir. Bu ise, Musa b. İmran'ın (a.s) kız kardeşi Gülsüm'dür. Senin doğum esnasında çekeceğin zorlukları hafifletmek için Allah bizi sana gönderdi."


Böylece biri Hatice'nin sağında, biri solunda, biri önünde, biri de arkasında oturdu. Derken temiz ve pak olarak Fatıma (s.a) doğdu.


Fatıma (s.a) doğunca, onun pak bedeninden bir nur yükseldi. Bu nur, bütün Mekke evlerine girdi. Önünde oturan kadın Fatıma'yı(s.a)  aldı ve Kevser suyuyla yıkadı. İki beyaz hırka çıkardı. Birini bedenine sardı, birini de üzerine örttü. Sonra Fatıma'yı(s.a) konuşturmaya çalıştı.


Fatıma (s.a) şehadet getirdi (kelime-i tevhidi söyledi) ve bu kadınlara selâm verdi. Kadınların her birini isim vererek selâmladı. Kadınlar ona gülümsediler. Dediler ki:Ey Hatice! Temiz, pak, arı ve uğurlu olarak al onu. Ona ve soyuna bereket verilmiştir.


Hatice sevinçli ve güler yüzle çocuğunu aldı. Göğsünü verdi. Derhal sütü kaynamaya başladı. Hatice'nin bir çocuğu dünyaya geldiğinde onu sütanneye verirdi. Fatıma (s.a) doğduğunda ise, Hz. Hatice'den başka kimse onu emzirmedi.


Hz. Zehra(s.a) daha çocuk yaşlarda en büyük dayanağı annesi Hatice Kübra'yı kaybetti, annesinin ölümüyle büyük üzüntü yaşadı. Rabbul âlemin peygamberi Hz. Muhammed (s.a.a) vasıtasıyla Fatıma'ya(s.a) tesliyet buyurdu. Allah Resulü'nün Fatıma'ya olan sevgisi eşsizdi, biricik kızını çok sevmekteydi, öyle ki bir yolculuğa gideceği zaman şehirden en son çıktığı ev Fatıma'nın eviydi ve şehir dışından geldiği zaman ilk uğradığı ev Fatıma'nın eviydi.
Resulullah, kızı Fatıma'nın üstün makamı hakkında şöyle buyurmuştur: "Cennete girecek ilk kimse Fatıma'dır."



Hz. Fatıma'nın (s.a)  Evliliği


Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Fatıma'nın (s.a) evliliği sadece Allah'ın elindedir."


Allah tarafından bir melek Resulullah'ın (s.a.a) huzuruna geldi ve" Allah beni nuru nur ile birleştirmem için gönderdi yani Ali ile Fatıma'yı evlendirmek için" dedi.


Evliliklerinin ilk gününde Allah Resulü (s.a.a) onlara şöyle buyurdu: "Yüce Allah, sizlerin neslini pak, tahir ve tertemiz karar kılmıştır, kim siz ile dost olursa ben de onunla dost ve kim sizinle düşman olursa ben de onunla düşman olacağım."


Fatıma(s.a) öylesine iffetli idi ki, ölüm anında bile kâmil hicabını düşünüyordu; daha o zamanlarda cenazeyi defne götürmek için tabut kullanılmamaktaydı ve Fatıma(s.a)  ilk olarak Esma'ya şehit olduktan sonra kendisi için bir tabut yapmasını ve bedenini onun içine koyarak götürmelerini vasiyet etmişti.


Fatıma(s.a)  öylesine cömert idi ki, üç gün boyunca oruç tuttu ve bütün yemeğini iftar vakti kapıya gelen dilenci, yetim ve esire verdi. Sonrada kendisi ve ailesi sadece su ile iftarlarını açtılar.


Fatıma(s.a)  öylesine Allah ile ibadet ve münacata düşkün idi ki, sabahlara kadar ibadet mihrabında kalırdı, onun nuru gökyüzü ehli için yıldızların parlaması gibi ışıldardı.


Fatıma(s.a)  o kadar sevgi dolu idi ki, imam Hasan(a.s) sabaha kadar onu ibadet mihrabında hep komşuları için dua ederken gördü ve Fatıma(s.a)  buyurdu: önce komşular sonra ev halkı.


Fatıma(s.a) eş olma görevini öylesine sevgi, mutluluk ve güler yüzlülük ile yapmaktaydı ki, Hz. Ali(a.s.) buyuruyor: Allah'a yeminler olsun vefat edene kadar, asla onu üzmedim ve hiçbir zaman bir işe mecbur etmedim, o da aynı şekilde hiçbir zaman beni üzmedi ve bana karşı gelmedi. Ne zaman Fatıma'ya baksaydım, tüm üzüntüm ve kederim son bulurdu.


Fatıma(s.a) eşi Ali'ye(a.s) karşı öylesine vefalı idi ki, buyuruyor: "Sizin almaya gücünüzün yetmeyeceği şeyi sizden istemeye hayâ ederim."


Fatıma(s.a) öylesine imanlı idi ki, Resulullah (s.a.a)  hakkında şöyle buyurmuştur: "Yüce Allah, kızım Fatıma'nın; kalbini, bedenini ve tüm azasını iman ve yakin ile doldurmuştur."


Resulullah, Hz. Fatıma evlendikten sonra eşi Hz. Ali'ye ,"Fatıma'yı nasıl birisi olarak buldun" diye sordular, Hz. Ali dedi: Allah'a kulluk ve itaat yolunda çok iyi yardımcıdır."diye arz etti.


Fatıma'nın(s.a) dünyada en fazla üzüldüğü şey Hz. Ali'nin(a.s) yalnız bırakılmasıydı, Fatıma (s.a) gece gündüz bu dert ile yaşamaktaydı. Çocuğunu düşürmüş, kolu, kaburgaları kırılmış, bedeni morarmıştı; ama yine de yanına gelen kadınlara bu acılarından hiç bahsetmiyordu, dediği tek şey "Niçin Ali'ye böylesine haksızlık yapıp, düşman oldular" idi.


Resulullah'ın (s.a.a) mescidinde yapmış olduğu konuşma; kıyamet kadar hiçbir bilgilinin yapamayacağı türden ve hakkı hakikati arayan herkese ışık olacak nitelikte idi.


Onun Allah katındaki makam ve konumu akılları hayretler içinde bırakmaktadır, öyle ki cennete girdikten sonra bütün peygamberler onun ziyaretine gideceklerdir.



Hz. Fatıma'nın (s.a)  Şahadeti


Fatıma Zehra (s.a) sadece Allaha gönül bağlamıştı ve Allah'tan başkasına gönül vermemişti. Hz. Ali'nin (a.s)  yalnız kaldığını, halkın sözünden döndüğünü ve hakkını elinden aldıklarını gördüğü zaman çok üzülüyordu. Zira Fatıma'nın (s.a) tek amacı vardı ise o da, Allah'a kulluktu, Allah'ın emirlerinin uygulanmasını istemesi idi; Hz. Ali'ye (a.s) biat edilmesi Fatıma(s.a)  için Allahın en büyük emirlerinden biriydi ve emrin uygulanmadığını gördükçe rahatsız oluyordu. Ne pahasına olursa olsun bu ilahi emri savunmalıydı, zaten bu yolda da altı aylık bebeği Muhsin'i feda etti.


Peki ya bizler, o üstün hanımın yolunu devam ettirebiliyormuyuz ve onun acılarına ortak olup, hedefini kendi hedefimiz olarak seçebiliyor muyuz?


Selam olsun öyle kimseye ki; mahşer gününde azamet ve celal ile kıyamet sahnesine gelecek ve herkese emredilecek ,"Gözlerinizi kapayın, Peygamber'in kızı Fatıma geçerek cennete gidecek."


Herkes onun şefaatine muhtaçtır. Rabbimiz bize onun yolunu tanıyıp, devam ettirip ve şefaatine ulaşmayı nasip eyle.


Rabbimiz bize onun oğlu Mehdi'nin(a.s)  zuhurunu görmeyi nasip eyle, onun gelişiyle annesi Fatıma'nın (s.a)  sevgi, kulluk ve samimiyet idealleri tüm dünyada hâkim olacaktır.



Hz. Fatıma(s.a) Hakkında Hadisler


Fatıma'nın (s.a) İsimleri


Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz kızım, Allah'ın kendisini ve onu sevenleri ateşten ayırıp uzak tuttuğu için "Fatıma" olarak adlandırılmıştır."


İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Fatıma (s.a) için aziz ve celil olan Allah nezdinde dokuz isim vardır: "Fatıma, es-Seddıka, el-Mubareke, et-Tahire, ez-Zekiyye, er-Raziyye, el-Merziyye, el-Muhaddese, ez-Zehra."


Ammare şöyle diyor: "Eba Abdillah'a (a.s) Fatıma'nın neden Zehra olarak adlandırıldığını sordum. Bana şöyle buyurdu: "Şüphesiz Fatıma mihrapta durduğunda yıldızların yeryüzü ehli için parladığı gibi nuru gökyüzü ehline parladığı hasebiyle Zehra olarak adlandırılmıştır."


Fatıma(s.a) Peygamberin Bir Parçasıdır


Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Fatıma benden bir parçadır. Onu sevindiren, şüphesiz beni sevindirmiştir. Ona kötülük eden, şüphesiz bana kötülük etmiştir. Fatıma benim için insanların en azizidir."


Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Fatıma benim bir parçamdır, gözümün nurudur ve kalbimin meyvesidir. Ona kötülük eden, bana kötülük etmiştir. Onu sevindiren beni sevindirmiştir. Şüphesiz Ehl-i Beyt'imden bana ilk katılacak olan Fatıma'dır."


Fatıma (s.a) Alemlerdeki Kadınlarının Efendisidir


Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kızım Fatıma alemlerdeki kadınların efendisidir."


Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kızım Fatıma baştan sona kadar, alemlerdeki tüm kadınların efendisidir."


Fatıma(s.a)  Gazablanınca Allah da Gazablanır


Resulullah (s.a.a) kızı Fatıma'ya (s.a)şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah senin gazabınla gazablanır ve senin rızanla razı olur."


Fatıma'nın(s.a)  Musibeti Hakkında


İmam Ali (a.s) Fatıma'nın (s.a) defni sırasında şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ın Resulü, sana çok çabuk kavuşup yanına gelen kızından ve benden selam olsun! Senin seçilmiş, temiz kızından ayrılalı sabrım azaldı, gücüm kalmadı. Ancak senin ayrılığının acısını ve musibetinin büyüklüğünü gördükten sonra buna da sabretmeliyim. Nitekim seni kabrine yatırdım ve ruhun boğazımla göğsüm arasında kabzedildi. "İnna lillah ve inna ileyhi raciun" (Biz Allah'a aitiz ve yine ona döneceğiz.) Emanetin geri gönderildi ve rehinin alındı. Fakat Allah, beni senin yanına seçip alıncaya kadar hüznüm devam edecek, gecelerim de uykusuz geçecek. Ümmetinin, kızına yaptığı zulüm hakkında o sana haber verecek. Israrla sorarak durumu ondan öğren. Bütün olanlar, senden ayrılalı fazla olmadan, zikrin unutulmadan oluverdi. İkinizi de incinip darılmamış, veda eden kişinin selamıyla selamlarım. Eğer ayrılır gidersem, bu usancımdan değildir; kalırsam da Allah'ın sabredenlere vadettiği şey (ecir) hakkında su-i zanda bulunduğumdan değildir."

 

 

                      Youtube Kanalımıza Gitmek İçin Tıklayın